|
KANAYAN YARA FİLİSTİN |
|||||||
|---|---|---|---|---|---|---|---|
|
FİLİSTİNLİLERİN BAKIŞI Filistinlilerin islam döneminden başlayan sürekli olarak işgal altında yaşamış olmalarından dolayı bir devlet kurma ve yönetme kültürleri gelişmemişti. Bunun yerine bir teba olarak tayin edilen yöneticilerin yönetimi altında kendi güvenlikleri ve ticari gelişimlerini başka ülkelerin atadığı yöneticilerin kimi zaman kendi yerel yöneticilerin idaresi altında hayatlarını idame ettiriyorlardı. Birinci dünya savaşı ve ardından yaşanan ikinci dünya savaşından sonra yaşanan gelişmeler kendilerini bir girdaba sürükleyeceklerinden habersiz zamanın içinde ilerliyorlardı. İsrail devletinin ilanı ve yeni yahudilerin yerleşmesi için yerleşkelerin açılmasına imkan tanımak için uzaklaştırılan filistinliler ilk defa kendi topraklarından uzaklaştırılıyor ve mülteci durumuna düşüyorlardı. Bu daha önceden yaşadıkları duruma hiç benzemiyordu. İngilizlerle birlikte osmanlıya isyan ettiklerinde bölgenin hakimiyetinin kendilerine bırakılacagı söylenmişti. Ama gerek isyanı başlatanlar gerekse osmanlı bölgeden ayrıldıktan sonra ingiliz hakimiyetine geçen bu topraklarda yaşayanlar nasıl devlet kurulur ve idari yapısı nasıl düzenlenir hiç bir fikirleri yoktu. Tek bildikleri savaşmaktı. Ellerinden gelen ölmek ve öldürmekti. Onlarda bunu yaptılar. Hala da bildikleri en iyi şeyi yapıyorlar. Savaşıyorlar. Neden niçin bilmeden. Sonunda ne kazanacaklar umurlarında olmadan. Savaşmaya devam edecekler ta ki durup biz ne yapıyoruz diye kendilerini sorgulamaya başladıkları ana kadar.
Ama bilmedikleri tek şey vardır. Bir dağcı dağın zirvesine çıkıp ona sahip olmak istediginde dağı düşmanı olarak görmez. Onu sever. Onunla uzlaşır bütünleşir. O zaman dağ, kendisinin aşığı olan dağcıyı zirvesine taşır. Dağcıda aşık oldugu daga baktığında ondaki çirkinliği görmez. Onun güzelliğine vurğundur. Kendisini emniyete almak için çivileri; tutamaçları pensleri haşin bir şekilde saplamaz. Oyuklarını arar. En sağlam yerini okşayarak bulur. Ayağı ile girintilerine basmak istediği zaman kuvvetlice zorla basmaz. Yumuşakca dokunur. Dağla bir bütün olur. Onu anlar. Onu sever. Ve zirvesine çıktığında kibirlenmez. Asla büyüklük taşımaz. Bilir ki kendisini buraya taşıyan dağdır. Sevgilisidir. Onunla bir bütün olarak manzarayı seyreder.
Ama eğer bir dağcı kibirli öfkeli ve dağa karşı hınçlı oldugunda dağ onu bağrından söküp atar. Ve yere çarpıp paramparça eder.
Bugün filistinliler dağa çıkmak isteyen dağcılar olarak görmektedirler kendilerini.. Ama kibirleri ve gururları nefretleri yüzünden her seferinde paramparça olmaktadırlar. Sevmeyi bilmeyenler asla sevilemezler bilmezler.
Filistinlilere göre kendileri haklıdır. Ve bütün ülke kendilerine aittir. Ve kendilerinden başka kimsenin yaşamaya hakkı yoktır. Kalplerindeki nefret ateşi ve kibirleri ile paramparça olmaya devam etmektedirler. |
|||||||